TÜRKLERİN DOĞAL BOYA SANATI VE SOLMAYAN RENKLERİ
Türklerin tarih boyunca göç yolları, doğayla kurduğu güçlü bağ ve zanaattaki ustalığı, dünya renk literatürüne eşsiz tonlar kazandırmıştır. Sentetik boyaların henüz var olmadığı dönemlerde Anadolu ve Türkistan coğrafyasında ustalar; köklerden, minerallerden ve bitkilerden kalıcı, solmayan ve hikâyesi olan renkler üretmiştir.
Bu yazıda, Türklerin Osmanlı döneminde kullandığı doğal boyaları ve tarihi Türk renklerini kökenleri ve anlamlarıyla birlikte keşfedeceksiniz.
1. Turkuaz (Türk Mavisi / Turquoise)
Turkuaz, adını Fransızca “Türk” anlamına gelen Turquoise kelimesinden alır. Bu bile tek başına rengin kökenine dair güçlü bir ipucudur.
Hikâyesi ve Anlamı
Eski Türklerde Gök Tanrı inancı nedeniyle gökyüzünün rengi olan mavi kutsal kabul edilirdi. Türkistan’dan çıkarılan firuze taşı, İpek Yolu üzerinden Avrupa’ya ulaştığında Avrupalılar bu eşsiz mavi-yeşil tona “Türk taşı” adını verdi.
Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde turkuaz:
-
Sonsuzluğu
-
Huzuru
-
İlahi korumayı
sembolize eder. Özellikle çini sanatında baş köşede yer alır.
2. Edirne Kırmızısı (Rouge d’Andrinople)
Edirne Kırmızısı, 18. yüzyılda Avrupa’yı peşinden koşturan, tekstil tarihinde devrim yaratan bir renktir.
Nasıl Elde Ediliyordu?
Bu renk, kökboya (Rubia tinctorum) bitkisinden elde edilirdi. Ancak sıradan bir boyama değildi.
-
Koyun kanı
-
Zeytinyağı
-
Mazı
-
Şap
-
Doğal asitler
kullanılarak 38-40 aşamalı, haftalar süren zahmetli bir süreç sonunda hazırlanırdı.
Neden Bu Kadar Önemliydi?
-
Güneşte solmazdı
-
Suda akmazdı
-
Terle bozulmazdı
-
Yıkandıkça daha parlak hale gelirdi
-
yüzyılda Fransız ve İngilizler bu formülü öğrenmek için Edirne’ye casuslar gönderdi. Uzun süre devlet sırrı olarak saklandı. Sanayi Devrimi sonrası sentetik boyalarla birlikte unutuldu. Günümüzde ise akademik çalışmalarla yeniden canlandırılmaktadır.
3. İznik Kırmızısı (Mercan Kırmızısı)
Edirne Kırmızısı tekstilde çığır açarken, İznik Kırmızısı seramik sanatında mucize olarak kabul edilir.
Çini Sanatındaki Kimyasal Deha
-
yüzyılda İznikli ustalar, sır altı tekniğiyle parlak ve hafif kabarık (rölyef etkili) bir mercan kırmızısı geliştirdi.
Bu kırmızının sırrı:
-
Kuvars esaslı özel bir altyapı
-
Demir oksit içeren karışımlar
olarak düşünülmektedir.
Ne yazık ki 17. yüzyılın sonunda bu formül de kaybolmuştur. Günümüzde yapılan analizlere rağmen tam olarak aynı ton yeniden üretilememektedir.
4. Erguvan (Boğaziçi Moru)
Erguvan, mora çalan pembe tonuyla İstanbul’un ve Boğaziçi’nin simge renklerinden biridir.
Tarihsel Anlamı
-
Bizans döneminde imparatorluk rengi olarak kullanıldı.
-
Sadece imparator ailesi erguvan giyebilirdi.
-
Osmanlı döneminde baharın ve yenilenmenin sembolü haline geldi.
Bursa’daki geleneksel Erguvan Bayramı, bu rengin kültürel önemini yaşatmaktadır.
5. Cehri Sarısı (Türk Sarısı / Tokat Sarısı)
Cehri sarısı, Anadolu dokumalarında sıkça görülen güçlü ve kalıcı bir sarıdır.
Kaynağı Nedir?
Cehri (Rhamnus petiolaris) adlı dikenli bir çalının meyvelerinden elde edilir.
Tokat ve Kayseri yöresinde:
-
Halı
-
Kilim
-
Yazmacılık
-
Kumaş boyama
alanlarında yaygın olarak kullanılmıştır.
Avrupalılar bu meyvelere “Persian berries” ya da “Yellow berries” adını vermiştir. Osmanlı döneminde önemli bir ihraç ürünüdür.
6. Gülkurusu
Gülkurusu, Osmanlı estetik anlayışının en zarif renklerinden biridir.
Canlı pembenin zamanla:
-
Kahverengiye
-
Mora
-
Toprak tonlarına
yaklaşarak olgunlaşmış halidir.
Osmanlı saray kumaşlarında, çeyizlerde ve tezhip sanatında sıkça kullanılmıştır. Gösterişli ama ölçülü bir zarafet sunar.
7. Türk Lokumu Pembesi (Turkish Delight Pink)
Batı dünyasında “Turkish Delight” adıyla bilinen güllü lokumun pudralı, yumuşak pembesi tasarım dünyasında ayrı bir yer edinmiştir.
Doğal gül suyu ve gül yapraklarından gelen bu ton:
-
Romantizmi
-
Egzotizmi
-
Zarafeti
temsil eder.
Türk Renklerinin Ortak Özelliği: Dayanıklılık ve Anlam
Özellikle Edirne Kırmızısı ve İznik Kırmızısı, yalnızca estetik değil; teknik üstünlüğün de göstergesidir.
Bu renkler:
-
Solmaz
-
Zamana meydan okur
-
Zorlu koşullara dayanır
Türk zanaatkârlığının, doğayla kurduğu bağın ve sabrın sembolüdür.
Bugün sentetik boya teknolojisi gelişmiş olsa da, bu tarihi renklerin hikâyesi hâlâ tasarım dünyasına ilham vermeye devam ediyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yaptığınız için teşekkürler..